İçerik:ArabuluculukTanık dinletme hakkıIslahİş davalarıYargıtay 9. Hukuk Dairesi
İŞ HUKUKUNDA GÜNCEL GELİŞMELER
İş hukuku, dinamik yapısı ve toplumsal yaşamın merkezinde yer alması nedeniyle sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisindedir. Uygulamada karşılaşılan tereddütler, Yargıtay’ın içtihatlarıyla yol bulmakta ve adaletin tesisi bu şekilde sağlanmaktadır.
Son dönemde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanı Doç. Dr. Seracettin Göktaş’ın değindiği ve daire kararlarıyla netlik kazanan üç temel konu; arabuluculuk süreci, tanık dinletme hakkı ve ıslahın kullanımı, iş davalarının seyri açısından hayati önem taşımaktadır.
Bu yazıda, bu üç başlığı güncel Yargıtay kararları ve doktrinsel bakış açısıyla birlikte ele alıyoruz.
1. TELEKONFERANS YÖNTEMİYLE ARABULUCULUK: SON TUTANAK TARİHİ MUAMMASI
Pandemi dönemiyle hayatımıza giren ve sonrasında kalıcı hale gelen uzaktan iletişim yöntemleri, arabuluculuk görüşmelerinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak fiziki mesafelerin ortadan kalktığı bu senaryoda, tutanak tarihinin tespiti, özellikle dava açma süreleri ve hak düşürücü süreler açısından kritik hale gelmiştir.
Yargıtay 9. HD’nin 16.06.2025 tarihli kararı (2025/1242 E., 2025/5080 K.) bu konudaki tereddütleri gidermiştir:
"Arabuluculuk müzakerelerinin telekonferans yöntemiyle yapılması halinde son tutanağın düzenlendiği tarih, tüm imzaların tamamlandığı tarihtir."
Bizim Değerlendirmemiz:
Geleneksel yöntemde taraflar masada bir araya gelir, tutanağı imzalar ve o günün tarihi tutanağa yazılır. Ancak telekonferansta tutanağın e-posta ile gönderilmesi, tarafların ıslak imzalı nüshaları kargo ile iletmesi veya farklı zamanlarda e-imza ile imzalaması söz konusu olabilmektedir. Yargıtay burada bütünlüğe vurgu yapmaktadır.
Tutanağın hukuki bir değer kazanması ve süreci nihayete erdirmesi için tüm iradelerin birleşmesi gerekir. Bu kararın en önemli pratik sonucu, hak düşürücü sürelerin hesaplanması bakımından ortaya çıkmaktadır. Son imza görüşme gününden sonra atılmışsa, süre de o tarihten itibaren başlamalıdır.
2. TANIK DİNLETME HAKKI: "İKİ TANIK YETERLİ Mİ?"
İş mahkemelerinde sıklıkla karşılaşılan bir durum, davacının çok sayıda tanık bildirmesi ve hakimin dosya tekemmül etti diyerek sadece birkaç tanığı dinleyip geri kalanından vazgeçmesidir. Bu durum, HMK kapsamında hukuki dinlenilme hakkı ile doğrudan ilgilidir.
Yargıtay 9. HD, bu konuda iki önemli karar ile sert bir duruş sergilemiştir:
9.HD 19.03.2025, 2025/611 E. 2025/2917 K.:
"Davayı uzatmaya niyeti olmayan tarafın mümkünse bildirdiği tanıkların tamamı dinlenmelidir."
9.HD 02.10.2024, 2024/7917 E. 2024/12864 K.:
"İşçinin davayı uzatmaya yönelik bir çabası olmayacağı da göz önünde bulundurularak tanıklarının tamamı dinlenmelidir."
Bizim Değerlendirmemiz:
Yargıtay’ın bu yaklaşımı, işçinin ispat yükü altındaki dezavantajlı konumunu dengelemeye yöneliktir. İş hukukunda gerçekliğin araştırılması esastır. Eğer davacı taraf, davasını ispat etmek için 10 tanık bildirmişse ve bu tanıkların her biri farklı bir çalışma dönemine veya farklı bir vakıaya tanıklık edecekse, hakimin ben 2 tanığı dinledim, kanaatim oluştu demesi savunma hakkının kısıtlanmasıdır.
Ancak burada dürüstlük kuralı bakımından bir sınır da vardır: Davayı uzatma niyeti. Eğer taraf, sırf süreci tıkamak için alakasız kişiler bildiriyorsa mahkemenin takdir hakkı devreye girebilir. Lakin işçinin alacağına bir an önce kavuşmak istediği karinesi altında, tanık listesinin sınırlanması bozma sebebidir.
3. ISLAH HAKKININ KADEMELİ KULLANIMI: HER TALEP İÇİN AYRI ISLAH
Hukuk muhakemesinde ıslah, tarafların yaptıkları bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmelerine olanak tanıyan bir imkandır. Genel kural olarak ıslah hakkı bir kez kullanılabilir. Ancak iş davalarındaki taleplerin çeşitliliği, bu hakkın nasıl kullanılacağı konusunda tartışmalara neden olmaktaydı.
Yargıtay 9. HD’nin 16.12.2024 tarihli kararı (2024/12412 E. 2024/16138 K.) bu konuda açıklık getirmiştir:
"Davaların yığılmasında ıslah hakkı her bir talep için ayrı ayrı kullanılabilir."
Bizim Değerlendirmemiz:
Bu karar, özellikle objektif dava birleşmesi dediğimiz, birden fazla talebin aynı davada toplandığı durumlarda büyük önem arz eder. Uygulamada, bilirkişi raporu geldikten sonra tüm kalemlerin aynı anda ıslah edilmesi beklenirdi. Ancak bazen bir alacak kalemi netleşirken diğeri için ek rapor gerekebilir.
Yargıtay, bu kararıyla bir davada tek bir ıslah dilekçesi verilir şeklindeki katı yorumu esnetmiştir. Böylece her bir alacak kalemi bakımından hak arama hürriyetini genişleten bir yaklaşım benimsenmiştir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Doç. Dr. Seracettin Göktaş’ın önderliğindeki Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bu kararları, iş hukukunda şekilci yaklaşımdan ziyade hakkaniyet ve maddi gerçeklik odaklı bir döneme işaret etmektedir.
1.Arabuluculukta teknolojinin imkanları kullanılırken tarafların iradesinin tam olarak birleştiği an esas alınarak sürelerin korunması sağlanmıştır.
2. Tanık dinletmede, tarafın savunma hakkı lehine yaklaşım geliştirilmiş, özellikle işçinin ispat araçlarına erişimi korunmuştur.
3. Islah bakımından ise usul kurallarının hak kaybına neden olacak birer engele dönüşmesi engellenerek her bir alacak kalemi için esneklik getirilmiştir.
Yargıtay’ın bu güncel içtihatlarını yakından takip etmek son derece önemlidir. İş hukukundan kaynaklanan ihtilaflarda, yeni dönem içtihatlarının davanın seyrini nasıl değiştirebileceğini öğrenmek için uzman desteği almak büyük avantaj sağlar.
Unutulmamalıdır ki hukuk, sadece kanun metinlerinden değil, o metinlere can veren yüksek mahkeme kararlarından ibarettir.
KAYNAKÇA
1.Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 16.06.2025, E. 2025/1242, K. 2025/5080.
2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 19.03.2025, E. 2025/611, K. 2025/2917.
3. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 02.10.2024, E. 2024/7917, K. 2024/12864.
4. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 16.12.2024, E. 2024/12412, K. 2024/16138.
5. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Paylaş
Bu içerik sadece bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş içermemektedir. İçerikteki konulara ilişkin bir sorunuz olması halinde lütfen bizi arayınız. Tüm hakları saklıdır.